Monthly Archives: Mart 2009

EOTD; Gri-Mavi Smokey Deneme – Volume 1 :P

Saroş‘umun bloğunu çok severek takip ediyorum, sayesinde çok fazla şey öğrendim, NYX rujlarına, maskelerine, allıklarına hayranım :) Bu yazısında belirttiği gibi dumanlı göz (smokey eye) makyajı yarışması düzenlemişti, bırakın dumanlı göz makyajı yapmayı, doğru dürüst far sürmeyi bile beceremem ben..

Neyse işte kendi çapımda dumanlı makyaj denemesi yaptım haftasonu, sırf onun için erken kalktım ki beceremezsem yeni bir tane yapmaya vaktim olsun :P

Klasik dumanlı/smokey göz rengi siyahın dışına çıkmak istedim; Tilt ve Arctic Grey boynunu bükmüştü ne zamandır zaten. O yüzden gri ile maviyi karıştırdım, formata uyması açısından baz olarak siyah renk kullandım.. Becerebildim mi bilmiyorum, yorumlara açığım her türlü :) (Örneğin, kirpiklerini yine kıvırmamışsın.. gibi :P )

Ben aslında mavi farın bana yakıştığını düşünmüyorum, en azından bu şekilde kullanılabilir hale geldi birazcık. Bir de Vex yerine Arctic Grey aldığıma seviniyorum, kesinlikle bu şekilde daha çok verim aldım.

Ne kullandığıma gelirsek;

  • Göz altına: Select Moisturecover concealer
  • Göz kapağına baz olarak: Blacktrack fluidline (Neden derseniz başka siyah bazım yok, Blacktrack de garantili baz, akmaz dağılmaz.. :) )
  • Göz pınarına: Vanilla pigment
  • Göz pınarının yanına: Arctic Grey e/s (LE)
  • Göz kapağına: Tilt e/s
  • Dış V: Danger Zone trio mineral farın siyah kısmı
  • Kaş altına: Shroom e/s
  • Eyeliner: Blacktrack + Carbon e/s (266 ile Blacktrack sürdüm ama bu makyaj için kesin hatları olan bir eyeliner istemiyordum, o yüzden 214 benzeri bir fırça ile eyeliner üstüne hafif dağıtarak Carbon geçtim)
  • Göz içine: Graphblack technakohl liner
  • Alt kirpik diplerine: Önce Danger Zone trio mineral farın siyah kısmı, üstüne tilt, dışından itibaren göz altının 2/3′üne kadar, göz içinden başlayarak kirpik dibinin 1/3′üne kadar Arctic Grey. Yalnız Flash nedeniyle Arctic Grey biraz “wash-out” oldu, rengini tam göstermedi :/
  • Maskara: Lancome Cils Booster XL + Zoomlash
Bu arada, bugün gri ojemi sürdüm, çünkü gri oje ile bütünleştim :P Hayatımda bir oje bitireceksem eğer ilk ve tek bu renk olacak eminim. Herneyse, ojeyi lab. eldiveni testinden geçirdim :P Normalde ellerim gün içinde eldiven içinde olduğundan en benim diyen oje bile uçlarından soyulmaya başlar.. Hiçbir soyulma, açılma, çizilme yok.. İlgililere duyurulur :P
Marjo

MAC Hello Kitty Collection Part 2 of 2

Note: For English, please visit my English blog :)
Yine MAC Hello Kitty Koleksiyondan bahseden bir konuyla devam ediyorum, bu sefer benim seçimlerimden bahsedicem, umarım kimseye fenalık gelmemiştir..

Biliyorsunuz, HK Şubat’ın başında ABD’de satışa çıktı, o zamandan beri milyon tane swatch gördük, review okuduk (en azından ben kusana kadar baktım sizi bilemiyorum :P ) ve artık beklemekten içimizdeki HK heyecanını öldürdük; ben de bu koleksiyonu pas geçerim artık diye düşünürken… Aşağıdaki standları ve o HK Mild posterini gördüm! Yaa o kürdan bacaklı kıza bayılıyorum ben yaa.. (Şu anda bunu yazarken bir yandan onun videosunu seyrediyorum :D Forumda youtube linkini vermiştim ama hala izlememiş olanlar varsa, bu linkten videoyu izleyebilir.. Aklıma geldi ben Sarah Connor’daki Cameron’u da çok beğeniyorum, 0 bedene zaafım var sanırım :P ) Halbuki ne hayaller kurmuştum; HK partisi olur, bir manken bu kız gibi süslenir, erkek mankenler HK balonu takarlar, HK kurabiyeleri dağıtılır filan ama malesef gerçekleşmedi :(

İlk resimde aldıklarım var; Fast Friends gloss, Most Popular ruj ve Milk pigmenti eksik.. Milk pigment zaten sample halindeydi çantamda unutmuşum. Fast Friends yerine paketten Nice to be Nice çıktı, tabii Grand Duo’ları görünce aklım başımdan gitti doğru dürüst pakete bakmadım.. Hayır bakmadığım gibi, normalde huyumdur, otobüs/minibüs beklerken durakta açar bakarım doğru mu aldım diye.. Onu da yapmadığım gibi eve geç gelince ertesi güne kadar farkına varamadım hatanın!

Most Popular ruja ise orda karar veremedim, ayırttım onu ama düşününce mükemmel bir renkti yaa.. Rujun rengi vişne moru ve ıslak gibi duruyor kabında. İlk gördüm beğenmedim, sürekli satılan ruj serisinde benzeri var dedim filan pek ilgilenmedim.. Yukarıda baktım rujlara ama yok, onun gibi ruj yok. Most Popular lustre “finish”li bir ruj, dolayısıyla “sheer” (rengi yoğun değil), ancak diğerlerinden farklı; bir kat uygulamayla sade, 2-3 kat uygulamayla rengi tam veren bir ruj. İstenildiği gibi kullanılabilir, gündüz hafif, gece yoğun sürülür örneğin.. Ama lustre olduğunu bilmesem hayatta inanmam, gerçek lustre yapısı böyle değil bence. Benim en sevdiğim “finish” lustre, lustre rujlarım da var 3-4 tane ve yapıları kesinlikle daha farklı. Most Popular farklı diyorum ama iyi anlamda farklı.. Bir kere gloss gibi çok hafif ıslak, uzun süre kalıcı ve en en en önemlisi nemlendirme özelliği var.. Lustreler için altına lip balm sürme olayı vardır ya.. Unutun onu işte. Bu rujla kuruma gibi bir sorunun olması im-kan-sız! Mor renk gibi görünse de dudakta duruşu korkutucu değil, daha çok vişne koyusu, sağlıklı, çekici dudaklar sağlıyor.

Big Bow ruj ise son derece özel bir renk. Buna benzeyen renkler çıktı ama bu kadar değişik olanını görmedim daha önce. Ruju ilk gördüğünüzde neon, mavi-pembe bir ruj, asla kullanmam diye düşünebilirsiniz, çok normal ama duruşu öyle değil; yine rengi yoğun durmayan (sheer) bir ruj bu, mavi alt tonlu, şeker gibi bir pembe, ayrıca içinde mavi-mor sedefler var, ışıkta inanılmaz yansıma yapıyorlar. Hayran kaldım yapısına.. Ayrıca, “MAC’cim madem bu kadar güzel ruj üretebiliyosun neden daha çok üretmiyosun!!!” dedim :P Bu renk pembeleri seviyorsanız, ciddi söylüyorum hiç tereddüt etmeyin, çok memnun kalacaksınız :)

Almadıklarımdan Cutester ruja baktım, pigmentli dudaklarımdan mıdır bilmiyorum, ölü gibi durdu, rengi bana gitmedi (NC30′um); Strayin’ sıradan bir renkmiş, sanki onu hep bulabilecekmişim gibi geldi; Fresh Brew gerçekten kötü bir ten rengiydi, bilmiyorum onu alan oldu mu, olacak mı; Fashion Mews güzel bir lila rengi, seveni olduğuna eminim ama ben denemedim bile, ayrıca önceki koleksiyonlardan bir lila ruja benziyor, adını ise kesinlikle hatırlamıyorum :/ (Bu arada rujlar 33 TL)

Glitter liner‘lar da harikaydı.. Ne yalan söyleyim, en çok aklımda kalan onlar oldu.. Almadım çünkü süremicem biliyorum, senelerce sürünecek onlar benimle :( Özellikle beyazının çok güzel olduğunu, Rıfat’ın da favorisi Her Glitz‘in (siyah) mükemmel olduğunu unutamicam.. Fiyatı 25 TL yanlış hatırlamadıysam, ama her kuruşuna değer.. Keşke.. *sigh*

Mimmy ile She Loves Candy‘i alırım diye korkuyordum, kendimi tuttum inanamıyorum. Aynı renklerden bin tane oldu, al al nereye kadar.. Mimmy opak pembe, She Loves Candy ise çok açık bir renk, Chill’den Icescape‘in aynısı bence. Her ikisinin de benzeri rahatlıkla bulunabilir.. Özellikle Mimmy.. Glosslar 28 TL idi.

Fast Friends‘i alamadım ama ayırttım tabii farkına varır varmaz.. Koleksiyonun bence en benzersiz rengi o. Kutusunda durduğu kadar mor değil, sürünce hafif renk veriyor, içinde mor-mavi glitterlar var.. MAC’in sitesinde açıklaması “intense purple” (yoğun mor) tabii bu açıklamayı görüp internetten alanlar bu glosstan nefret etmiş ama benim gibi mağazadan alanlar bayılmış.. Günlük kullanılabilecek kadar açık bir renk, özellikle Big Bow üstünde harikalar yaratıyor.

Nice Kitty, adı gibi çok tatlı :) Big Bow’un üstüne sürmek için yaratılmış, yukarıdaki linkteki videoda Mild Kitty’nin sürdüğü ruj bence Big Bow + Nice Kitty ;) )) Çok tatlı, sıcak bir pembe, içinde mavi sedefler var. Şu ana kadar bu glossu alıp da beğenmedim diyen 1 kişiye bile rastl
amadım, beğenmek garanti. :)
Sweet Strawberry ise dün gecenin sürpriziydi :) Bu glossu yaklaşık 1-1.5 saat ellemedim bile, alacaklarımı seçtim filan.. Sonra hadi bi de bunu deneyim yaa diyip denedim onu.. İyi ki denemişim diyorum, böyle bir glossu kaçırmış olsam büyük salaklık olurdu :P pp Kırmızı/mor bir renk, içinde mor ışıltılar var. Diğer glossların çok renk vermediğini söylemiştim ya, bu tam tersi.. Koleksiyonun en rengini belli eden glossu. Aşırı veya rahatsız edici değil; ve bu gloss benim favorilerim arasına üst sıralardan giriş yaptı :) )

TLC’lerden benim elim Pink Fish‘e gitti, Rıfat Popster önerdi.. Sonucunda Popster alındı, çünkü Pink Fish hiç yakışmadı :P TLC konusunda gayet güzel nemlendirdiğini söyleyebilirim, bayıldım ben ama şart mı derseniz asla değil.. Renkli lip balm sonucunda.. Koleksiyoncu değilseniz ne gerek var diyebilirsiniz, haklısınız :) TLC’ler de 30 TL civarı olması lazım (Tam emin değilim, hafıza diye bi şey yok bende, ona karar verdim :P Doğrusunu biliyorsanız düzeltin beni.).

Gri ojeyi (On The Prowl) gördüm beğendim, 25 TL olduğunu kesin bildiğimden heheh sadece 1 parmağıma sürdüm geçtim, aynada elimi gördüm, oje süper duruyor yahu, tüm parmaklarıma sürdüm *yüzsüzlükte son nokta* sonra da aldım.. Alınmayacak gibi değil, çok güzel bir renk; kremsi mat gri. Gümüş gibi değil, siyah değil, has gri :P Yalnız eksi yönleri de var. Örneğin tek kat sürünce çizgi çizgi oluyor, dün ben de denedim Rıfat da denedi, yol yol oldu. Akşam nette baktım, herkeste aynı sorun var. İkinci katta oje kendine geliyor ama. Alt, üst kat sürmeden dün gece mağazada sürdüğüm oje, bugün temizlik ve bulaşık faslından sonra bile yerli yerindeydi. Mucize gibi.. Flormar kullananlar ne demek istediğimi anlamıştır eminim :P pp

Tippy allığa sıra geldi ama yoruldum yaz yaz :P Yorum yapıyorum; çok güzel, alın :P Tippy kabında durunca diğer kalıcı serinin allıklarına benziyor, ne yalan söyliyim ben de benzettim, Rıfat’la iddialaştım, yukarı çıktık denedik, özellikle Pink Swoon, Dollymix, sonrasında Moon River (GD) ile karşılaştırdık ama bambaşka bir renk. Ayrıca pigment oranı yerinde, rengini veriyor, yayması kolay. Bu renk pembe allığa ihtiyacınız varsa, hazır HK resmi de varken üstünde, alınabilir.. Fiyatı 43 TL. Fun&Games; HK’nin diğer allığı, turuncu bir renk, güzel diyemem pek, herkese uyacak bir renk değil bence.

Bunların dışında beauty powderlar denedim, highlighter olarak ama hiç belli olmadı. Sırf kabı içinde alamazdım yani.. Farlar güzeldi, far seti 112 TL idi.. Ancak önceden biliyorum, benzerleri kalıcı seride var. Herkes bangır bangır bağırdı valla benzeri var diye :P Yine de bu renkleri aynı kapta taşımak hoş olabilir, hem aynası fln da var quad’ın.. Aksesuarları ise gereksiz buldum, aynasının daha güzel olabileceğini düşünüyorum; fırça setinin fırça kalitesi berbat olmasa düşünülebilirdi; çantaları küçüktü bence. Bi de ben makyaj çantası denen şeyi hiç sevmem, ucuz geliyor bana nedense..
Marjo

MAC Hello Kitty Collection Part 1 of 2

Edit: For English, please go to my English blog :)
Bugün (16.03.2009) MAC’in Hello Kitty Koleksiyonu Türkiye’de satışa sunuluyor, biz bugün araya başka işler karışacağından Ebvata ile MAC’e gitmeye dün karar verdik. İyi ki gitmişim mi demeliyim, keşke gitmeseydim mi karar veremiyorum :P

Yok yok, iyi ki gittim arkadaşlar, depresyonumu MAC’te bırakıp çıktım. İnanılmaz mutluyum! Hello Kitty kendini nimetten saymasın, mutluluğumun nedeni Grand Duo allıklar, hepsi hakkında yazıcam ama aynı konu içinde uzatmak istemiyorum, malum zaten kısa kısa yazmayı beceremiyorum :P
Taksim MAC‘te Rıfat MUA ile mükemmel bir gün geçirdim, benim el attıklarıma ı-ıh deyip kendi tercihlerini gösterdi, sonucunda onun seçtikleri daha çok yakıştı ve alındı, benim beğendiklerim hiç yakışmadı çünkü.. Canım sağol herşey için ;)

Standlar ve yakışıklı mankenimiz :P MAC partisi ve Hello Kitty kafalı modellerimiz olmadı belki ama MUA’mız açığı kapattı :P Rıfat’ın elindeki HK posterine sulandım, HK bittikten sonra bana verin diye çingenlik de yaptım, itiraf ediyorum :P pp Çok ayrıntılı resimleri eklemek ve gözünüzü yormak istemiyorum açıkçası, çünkü artık her blogda her forumda resimler var, anti-HK’cileri sevindirmeyelim :P

NOT: Resimlere tıklarsanız büyük boylarını görebilirsiniz :) Aldıklarım ve yorumlarım ise 2. bölümde. Kesmek zorunda kaldığım için tekrar özür dilerim herkesten :/

Marjo

AVON K3 Alışverişi

Bir günde iki yazı! Oley! :P Henüz Avon K3′ten sipariş vermemiş olanlar varsa işlerine yarayacağını ümit ediyorum :) Yalnız aldıktan hemen sonra resim çekmeye üşendiğim için sabah resimledim, tabii balık hafızalıyım diye boşa söylemiyorum; saatle losyonu unutmuşum, onları sonradan çektim.. Tam bloga yazıyı yazarken de eksik bir şeyler var yaa diye krem farı ekledim, unutmuşum tamamen..

İlk resimde ortada düzleştirici balm var, inanılmaz memnunum, forumda da sürekli bahsediyorum.. Saçlarım düz ama dümdüz değil, hafif dalgalı, genelde saç düzleştirici kullanıyorum. Düzleştirici çok yüksek sıcaklıklara çıktığından eğer saç telini kaplayıp tampon görevi görecek bir madde olmazsa bir süre sonra saçta kopmalar kırılmalar olur. Isıya karşı koruyucu herhangi bir saç balmı işe yarar, John Frieda‘nın balmı da var bende ama AVON’nunkini de çok seviyorum, ayrıca çok uygun, K3′te 2 tanesi 10 TL olması lazım..

Soldaki yeşil şişe, diğer blogda anlattığım Mediterranean Olive Oil hydrating face mask nemlendirici yüz maskesi. Hem Akdenizliyim, hem zeytinyağını çok severim, hem de nemlendirici yüz maskesini ihtiyacım var, o zaman alayım demiştim :P Yüz maskelerini çok seviyorum, canlandırıcı rahatlatıcı fln elimde çok var ama nemlendirici özellikli kalmamıştı. Cildim de sanırım kaloriferlerden ve dışarıdaki soğuk havadan inanılmaz nemsiz ve gergin ne zamandır. Nemsiz kalan cilt kendini koruyabilmek için yağ salgılamayı arttırır.. O yüzden nem maskesi yapmak çok önemli..

Maskeden çoooook memnun kaldım. Aldığımdan beri 4 kere kullandım, çünkü arkasında ne kadar sıklıkla yapılacağını yazmamışlar :P Ama cildim çok rahatladı, yumuşacık oldu, gerginlik kalmadı. Ayrıca nemsizlikten oluşan hafif mimik çizgileri kayboldu. Nem ihtiyacı olan ciltlere tavsiye ederim, bir sonraki indirimde bunu da stoklayacağım.. Yalnız dikkat edin, kuru değil nemsiz diyorum, arada fark var, benim cildim kuru değil karma zaten.

Bir diğer planet spa ürünü ise Moroccan Rose balancing clay face cleanser. Kil içeren yüz temizleyicisi inanılmaz güzel kokuyor. Gül kokusu olduğundan tahammül edemem diye korkuyordum ama harika. Benim bir zamanlar sanırım Lancome’dan bir kremim vardı gül kokulu ona benzettim.. Çok memnun kaldım bu temizleyiciden. Akşamları yatmadan önce kullanıyorum, nemlendirici maske ile hayatıma anlam kazandırdılar :P

Selülite karşı vücut kremi gibi bi şey resimdeki :P Kullanmadım, açıkçası saati alabilmek için almıştım, saati beğendim, kremi ne yaparım bilemiyorum :S

Incandessense parfümü sabah sıkıp okula gidiyorum, akşam 5′te hala parfümün ne soruları alıyorum, seviniyorum :) Beğenip beğenmediğimden emin değilim bu kokuyu, çiçeksi bir koku ama nerde benim güzel Always‘im :( Çiçek kokularını sevmeyenlerin basit bulacağından eminim, açıkçası ben bile çok özel bulmadıktan sonra, sevmeyenleri düşünemiyorum bile :P

Glosslarımdan memnunum, iyi ki almışım. Jojobalı glossu alıp beğenmiş olmasam glazewear glossları denemezdim, onu beğenince bu arkadaşlara şans verdim.. En azından biri fırçalı çıkar diye düşünüyordum ama ikisi de sünger aplikatörlü. Tek kötü yanı o. Kalıcılık, koku, renk verme vs. hepsi güzel. Yalnız renkler çok cırt değil, daha “sheer” o yüzden kötü durmuyorlar, ama aradığınız şey tüpte göründüğü gibi renk veren bir gloss ise eğer, pek seveceğinizi sanmıyorum. Pale Pink Shine simsiz sade, Pink Shine (metallic serisinden) simli hoş bir pembe. En sağda görülen ise altın ışıltılı rujlardan Golden Rose rengi. MAC’in Sweetie rengine benzettim, onun yerine geçebilir rahatlıkla ;) Almak isteyenlere öneririm bu ruju.

Sonuncu resim ise Perfect Wear‘den kalıcı göz farı diye geçen seriden stick göz farı, Diamond rengi. Beyaz, hafif ışıltılı, kremsi bir far.. Bunun hakkında fazla yorum yapmak istemiyorum çünkü Ebvata’cım zaten bir review yazacaktı kullanımıyla ilgili ;) )

Marjo

Bu Sonbaharda Göz Kaleminiz MAC’ten :)

Her koleksiyonuyla aklımızı başından alan MAC’in yeni gelecek temalarını biliyorsunuz.. A Rose Romance, Style Warriors, Sugar Sweet ve elbette saplantı derecesinde beklediğim Grand Duo.. Peki MAC’in sonbahar planlarını biliyor musunuz?

Öğrenmek ister misiniz? :P

Yeni koleksiyonlarla ilgili eskisi gibi çok fazla bilgi sızdırılmıyor artık, o yüzden meraktan çatlıyorum ben, sürekli araştırma halindeyim :P Karşıma çıkan ilk koleksiyon siyah ağırlıklı bir koleksiyon! İddia ediyorum bu koleksiyona karşı dayanma gücümüz çok zayıf olacak..

Style.com beauty counter blog‘da anlatılan bu siyah ağırlıklı koleksiyonda siyah oje, far hatta gloss’un olacağı söyleniyor.. Unutulmayacak bir koleksiyon olacağı kesin. Lancome’un Piha Black siyah glossundan sonra (en son 3 hafta önce sorduğumda hala Türkiye’ye gelmemişti bu gloss) siyah severleri çok mutlu edecek eminim. Bu koleksiyonda Greasepaint stick adında siyah kalemin de adı geçiyor.. Bazı profesyonel MAC MUA‘lardan (Make-Up Artist; Makyaj Uzmanı) öğrendiğimize göre MAC bize bu sonbaharda formülasyonunu “gizli” tuttuğu ıslak/yağlı (greasy) görünüm veren bir göz kalemi sunmayı planlıyor, çok da iyi yapıyor.

Göz kalemi hakkında biraz fazla ayrıntı için Makeupforlife bloğuna bakmalısınız. Greasepaint yerine Greasepencil stick denmiş ama resimdeki defile için bu göz kalemi kullanılmış gibi görünüyor, sizce de mükemmel değil mi?

Göz kalemleri hakkında son haberim ise MAC Pro‘dan :) Sanırım yıllardır aradığım kalemi bulmak üzereyim :) Göz içine siyah kalem çekmekten sıkıldığınız, ancak boş bırakmaktansa ten rengi ya da bej gibi bir kalem çeksem de gözlerim daha canlı ve büyük görünse dediğiniz oldu mu? Ben bu nedenle piyasadaki her türlü ten/bej rengi göz kalemini (ve hatta dudak kalemini) denedim.. Sonuç malesef başarısız.. Ya sürülmeyecek kadar sertler ya da kalıcı değiller.. En son artık canıma tak etti MAC Pro ürün olan Studio Touch-Up Concealer kalemi göz içime sürmeye karar verdim de sağolsun Ebvata ve mağazadaki MUA’lar beni bu fikirden caydırdı :) Concealer kalemi göz içine çekmek.. Evet.. Neden göze zararlı olsun ki? Evham yapmayın :P (Aman diyim siz yine de denemeyin, sonra başınıza bir iş gelir mazallah.)

Merak etmeyin bu fikirden vazgeçtim, tabii ki MAC’in Pro ürün olarak çıkması planlanan Chromagraphic kalemi sayesinde ;) Artık gözlerimiz siyah kalem çekmeden de canlı ve parlak görünecek ;)

Haklı mıyım? Sonbaharda kaleminiz MAC’ten mi? :) ) Benim kesinlikle evet :P
Marjo
Credits: Style.com, MakeupForLife.Net, MacPro.com, Specktra.Net,
Picture taken from MacPro.com

Balinalar Ölmesin :(

Şimdi bu ne alaka Marjo :/ Böyle dediniz eminim :P Ya ne zamandır içime oturan bir durum balina intiharları.. Türkiye’de haberlerde görmemiş olabilirsiniz, malum “reyting” yapan bir haber olmadığından verilmiyor, verilse de maksimum 30 saniye sürüyor bu çeşit haberler.. Erkek arkadaş münasebetiyle yabancı haber sitelerine sık giriyorum, çünkü özellikle yaşadığı bölgede çok fazla kasırga oluyor, bir anda kasırga alarmı veriliyor rüzgar yön değiştirdi filan diye, resmen aklım gidiyor benim burda.. Bir de ben kasırgadan da acayip korkarım :P pp (Geçen yazılarımdan birinde dediğim gibi felaket senaryolarından bende çok var :P ) Kasırga deyince aklıma Desperate Housewives dizisindeki gibi bir kasırga sahnesi, çatıların uçması, arabaların savrulması, her yanı su basması gibi görüntüler geliyor zaten.. Çok fena..

Balina intiharları da son birkaç ayda arttı, malum göç mevsimi hayvancıkların.. Son 2-3 ayda 400′den fazla balina Tazmanya sahillerine vurduğunu biliyor musunuz? Son olayda 194 pilot balina ile onlarca yunus yine Tazmanya sahillerine vurmuş, görüntüler inanılmaz; gönüllüler her olayda olduğu gibi yine çoluk çocuk toplanıp ıslak bezlerle, kovalarla hayvancağızların üstüne su dökerek hayatta tutmaya çalışıyor, sedye gibi düzenek hazırlayıp tekrar denize bırakıyor en azından bir kısmı su içinde olanları.. Bu şekilde her olayda belli sayıda balina kurtarabiliyorlar, geçenlerde hiçbirini kurtaramamışlardı, bu sefer 50 kadar balinayı kurtarabilmişler, yunuslar malesef yaşatılamamış :(
Neden balinalar sahile vuruyor? Açıkçası neden “intihar ettikleri” hakkında spekülasyondan fazla bir bilgi yok, kimi iddialar var, bazı bilim adamları bu canlılar sahile vurduklarında yaşıyorlar ve ölene kadar kımıldamıyorlar, bazıları kurtarılıp denize bırakılsa bile yaşamıyor diyerek bunun intihar olduğunu söylüyor.. Bazı bilim adamları ise insana bu kadar yakın sayılabilecek bir memeli türünün “intihar” amacıyla sahile vurmadığına inanıyor..
Bilimsel veriler çok fazla olmasa da en azından olayın bir intihardan çok yönünü şaşırma ile ilgili olduğunu düşündürtüyor.. Peki neden Tazmanya? Balinalar yüzlerce yıldır belirli mevsimlerde Antarktika’ya göç ediyorlar ve yılın belirli zamanlarında ordan geriye göç ediyorlar.. Göç ettikleri yerlerde, özellikle Tazmanya kıyıları civarında göç yolları sahile çok yakın ve bazı yerlerde kumsal alanın yapısı nedeniyle balinaların çıkardığı sonar dalgalar yansıyıp geri dönmüyor; bu da balinaların yönlerini kaybetmelerine neden oluyor deniyor. Balinaların birbirleriyle konuştuğu herkes tarafından bilinir.. Sahile vuran bir balinanın sürüsündeki diğer balinalardan yardım istediği, kurtarmaya gelenlerin de aynı kaderi paylaştığı düşünülüyor.. Bir başka teori de orta kulak iltihabı olan balinaların yön duygularını kaybetmeleri.. Yine bir başka teori de Amerika gibi ülkelerin kullandığı aktif sonar sistemi; bu sistem okyanusta aşırı gürültüye neden olup zavallı balinaların sağır olmasına ve daha kötüsü bir çeşit vurgun yemesine neden oluyor :( Bu da tesadüfen 2000 yılında Amerikan donanmasının yaptığı bir tatbikatta ortaya çıkıyor. Aktif sonarın kullanıldığı bu tatbikattan sonra 4 farklı türde balina kıyıya vurmuş, yapılan incelemelerde fiziksel travma geçirdikleri, beyin, kulak ve diğer iç organlarında kanama olduğu görülmüş.. Bunun üzerine 2004′te mahkeme kararıyla balinaların olduğu bölgelerde aktif sonar kullanımı yasaklanmış ancak yine de bilim adamları okyanusta gürültünün arttığından bahsediyorlar..
Tabii bu ölümler için insanları suçlamak çok da fazla doğru değil, bu olaylar MÖ 300′lerde de meydana geliyormuş, Romalılar bunu okyanus tanrısı Neptün’ün balinalara olan öfkesi diye yorumlamış. Zaten Romalılar’a o dönemde ne olduysa sinirlenen tanrıların yüzünden olmuş :P
İşte böyle… Acaba her sene balinaların bu ayda göç ettikleri bilindiğinden bir şeyler yapılamaz mı? Amerikalı bilim adamı sözüm sana! Zaten Japonlar her türlü yasağa ve uluslararası antlaşmalara rağmen balinaları öldürmeye devam ediyor, zavallı hayvancıklar bari karaya vurmasın diye bir sinyal gönderecek bir alet filan yapamaz mısın! Boş işlerle uğraşan İsviçreli bilim adamları, ayrıca sözüm size! İnsanlığa yararlı bi’ şey yapın artık, gereksiz deneyleri bırakın, delirttiniz beni burda! >:(
Marjo

image credit: Sky News
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...